Gönül derler ya ! kimisi yürekte hisseder , kimisi nefiste…Kimisi de boş bakar ne hikmetse. Eskilerimizin tabiri ile ‘’öküzün trene bakması gibi’’…Hani yazan kişi derler, bazıları yazar olur bazıları ise kalemi sağlam derler… İşte burası okurun tercihine kalmış değerli dostlar. Yüreğimde hissettiklerimdir benim kalemime yansıyan vede kalemimden dökülen o belli belirsiz satırlar. Kimilerine ses olur , kimilerine ise kem bir söz. Halbuki bazen söylenen ile yazılan, anlatılan ile anlaşılan çok farklı anlaşılabilir. İşte bu nokta da samimiyet ve gönül devreye girer. Tıpkı insanoğlunda iyilik ve kötülük yapacağı andaki vücutta oluşan ritmik hareketler gibi. Hülasası şu efendim, bir iyilik yapmaya kalkarsan seni engelleyen hiçbir duygu ve terslik ile karşılaşmazsın. Yüreğinde bir huzur, aklında kötülük olamaz o an. Ya kötülük yapmaya kalkarsan; işte bu noktada seni aklın, mantığın ve kalp sesin asla rahat bırakmaz. Bir çıngıraklı yılan sesi gibi yapacağın kötülüğe adapte oldukça uyarır seni. İşte ben yapacağım her iş ve programda bu sese kulak veririm. Ve de asla bu sesi duymazdan gelmem.
106.6 Vizyontürk radyo’da engellilere yönelik olarak hazırlayıp sunduğum ‘’Başka Açıdan’’ isimli program da böyle gelişti değerli dostlar.
Önce kendi kendime ne yapabilirimi sordum !
Sonra yaptıklarımı nasıl anlatabilirimi…
Ve bu sorular iç dünyamda dönüşümsel olarak her saniye tekrarladı. Asla burada nefsi bir yaklaşıma ve kişisel bir faydaya yer vermemeliydim. Bu nedenle çok tereddütlü oldum ve zor karar verdim. İlk evvela bir arkadaşımla programa başladım. Her ne kadar stres yaşasam da içimde ‘’yaptığımın doğru olduğu’’nu haykıran sesler işittim.
Ve geldiğim nokta beni yanıltmamıştı. Açıyı tutturmuştum. Bu gerçekten bir başka açıdan bizi, bizleri engellileri bermuda üçgeninden çıkarmayı hedefliyordu. İnanın hedef tutmuştu. Şimdi bir çok engelli arkadaşımız bizim sesimize kulak veriyor ve içinde yaşadığı o belirsiz açıdan kurtuluyor. Bizle birlikte yaşamına ve engeline ‘’Başka Açıdan’’ bakmaya başlıyor. Yaşama sarılıp, engelin kendisi ve özrü değil; toplumun bakış açısı ve mimarinin eksik kalışı olduğunu kabulleniyordu.. Halbuki o mimari sanatın devi Mimar Sinan’da gizli değimliydi. O sırrı başkaları alırken; biz içimizdeki cevheri neden keşfedemiyorduk. Yıllar öncesi yapılan o harika yapılarda bile engelsizlik varken; şimdilerde bu teknolojik çağda neden küçük ayrıntılar atlanıyor. Bana göre samimiyetsizlik ve duyarsızlıktan öte bir şey değil bu dostlar. Önce samimiyet ve akıldaki soru işaretini çözmek gelir…
‘’Başka Açıdan’’ hepimizin dikkat etmesi gerekenleri karanlık bir odadan haykırsa da, şuna emin olun ki ‘’Aydınlık bir Dünya İçin’’ mikrofon başında çırpınan bir sese önderlik ediyor.…
2010/Müslüm SÖYLER